dün çocuklarımızın diş tedavileriyle ilgili ıspartaya gittik.e tabi gitmişken işlerimizi çok çabuk hallettik ve önce ısparta çarşısını alt üst ettik sonra daaa davraz...antalyada kara hasret kalmış bizler çılgınlar gibi mutlu bir gün geçirdik size bir iki kar hatırası fotograf

09:58 - Çarşamba, Mart 4, 2009 - {2} -
Bu yaz sizlere Antalya'nın güzelliklerini anlatmayı hedefledim ama düşündüm taşındım hazır resimlerle olmuyor biraz da gerçeği yansıtmak lazım.işte sizler için kendimi feda (!!!!!!!!)ederek gittiğim Adrasan seyahatinden bazı kareler.


Biraz Adrasandan bahsetmek istiyorum.Antalyaya 1-1.5 saatlik mesafede cennetten bir köşe.Biz antalyada yaşayanlar için hafta sonları denize girmek çoğu zmaan bir işkence halini alır.Plajlar inanılmaz kalabalık,gürültülü olur.Bir türlü ailece istediğimiz gibi yüzmek dinlenmek eğlenmek imkanı bulamayız.ama biz bu cennet köşeyi keşfettiğimizden beri hafta sonlarımız inanılmaz keyifli geçiyor.çok güzel pansiyonlar,motellerle dolu olan adrasan sahili inanılmaz temiz denizi ile sizleri de bekliyor.bu yaz için bir kaç motelden aldığımız kapı giriş fiyatı (daha pazarlık yok bunlarda)2 kişilik odalar oda kahvaltı olmak üzere 80 ytl.
08:55 - Pazartesi, Mayıse 9, 2008 - {18} -

geçen yaz bodruma giden abramovich bu yaz 112m.lik lux yatıyla beleği şenlendirecekmiş.bu akşam haberlerde izleyince herkeste bir heyecan başladı,ee birdahanerede görürüz sizler için gidip fotoğraf çekerim arkadaşlar merak etmeyin yazın antalyada nöbetçi blogcu olarak kalıcak gibiyim.siz ben fotoğraf çekene kadar bunlarla idare edin lütfen

11:00 - Perşembe, Mayıse 5, 2008 - {5} -
ASPENDOS: Aspendos’a giden yolun kenarında Köprü Irmağı üzerinde iyi korunmuş tarihi bir Selçuklu köprüsü görülür. Antik devirlerden kalma en iyi korunmuş tiyatro olan Aspendos tiyatrosu 15.000 kişilik kapasitesi ile bölgenin en iyi korunmuş antik tiyatrosudur. Bugün hala çeşitli konser, bale, opera ve tiyatro gösterileri için kullanılmakta olan tiyatronun koridorları, sahne süslemeleri ve akustiği mimarın agora ve Anadolu’nun en uzun su kemerlerinin kalıntıları yer almaktadır. PERGE: Antik Pampilya Bölgesi’nin önemli bir şehri olan Perge Antalya’dan 18 km. uzaklıktadır ve ilk olarak Hititler tarafından M.Ö 1500 yıllarında kurulmuştur. Aziz Paul ilk vaazlarını burada vermiştir. Tiyatronun sahnesinde ince işlemeli mermer rölyefler yer alır. Şehrin çeşitli yerlerinden derlenmiş diğer eserler stadyum yolunda sergilenmektedir. Ziyaretçiler iki yüksek kule ile şehir kapısını, bir zamanlar mozaiklerle kaplı olan ve dükkanların çevrelediği sütunlu uzun yolu, geniş agorayı ve halk hamamlarını görmeden edemezler. KURŞUNLU ŞELALESİ: Gerçektende tam bir doğa harikası olan Kurşunlu Şelalesi 100′den fazla kuş çeşidinide içinde barındırmasıyla tam bir cennet.Ayrıca şelalenin arkasındaki gizli mağra ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği yerlerden biri. Belek Turizm merkezi tarihi Aspendos ve Perge harabelerine çok yakındır. Hazır buraya kadar gelmişken - her ne kadar deniz, kum ve güneş peşinde bir tatil de arıyor olsanız da - belki bir gününüzü bu harabeleri görmeye ayırmak istersiniz. Aspendos Truva savaşından ( M.Ö 13.yüzyıl ) sonra bu bölgeye göç eden Grekler tarafından kurulduğu düşünülen tarihi bir yerleşim alanıdır. Bu bölgeye antik çağda Pamfilya denirdi. Bugün Aspendos’a yola çıktığınızda ( Side - Manavgat yolu üzerinde yolun solunda sarı Aspendos tabelasını göreceksiniz ) Belkıs köyünü biraz geçin, karşınıza önce Selçuklulardan kalma tarihi bir taş köprü ve ardından da devasa turistik mağazalar gelecektir. Bir kaç yüz metre sonra ise Aspendos’un muhteşem tiyatrosu ile karşı karşıya kalacaksınız. İnsan üzerinden yüzyıllar geçmesine rağmen bu tiyatronun nasıl olup da ayakta kaldığı sorusunu sormadan edemez.Su götürmeyen bir şey var ki o da bu tiyatronun emsalleri arasındaki durumu en iyi olan tiyatro olduğudur. Ünlü mimar Zenon’un eseri olan bu yapı Roma döneminde Marcus Aurelius zamanında yapılmıştır. Yaklaşık 20 bin kişiliktir. Hemen hemen kimsenin yapmadığı bir şey yapın. Tiyatro ile sınırlamayın kendinizi, o kadar geldiniz. Tiyatroyu geçin ve yola devam edin, yaklaşık 200 - 300 metre sonra Roma döneminin en güzel Kemerlerinden olan Aspendos Su Kemerleri önünüze çıkacak. Kimi yerde iki katlı. İhttp://www.belek.gen.tr/images/belek2.jpgşte harika bir fotoğraf molası daha!..
23:34 - Çarşamba, Mayıse 4, 2008 - {yok} -
Antalya -Belek'teki oteller :
Otium Zeynep Otel (5 Yıldız)
Papillon Zeugma Otel (5 Yıldız)
SuSesi De Luxe Resort ve SPA Otel (5 Yıldız)
Kaya Select Otel (5 Yıldız)
Papillon Ayscha Otel (5 Yıldız)
Papillon Belvil Otel (5 Yıldız)
Calista Luxury Resort Otel (5 Yıldız)
Gloria Golf Resort Otel (5 Yıldız)
Barcelo Tatbeach Golf Resort Otel (5 Yıldız)
Belconti Resort Otel (5 Yıldız)
Sillyum Belek Otel (5 Yıldız)
IC Santai Otel (5 Yıldız)
Kaya Belek Otel (5 Yıldız)
23:33 - Çarşamba, Mayıse 4, 2008 - {yok} -
Antalya'nın 35 km doğusundaki yeni Turizm Merkezi Belek'de, okaliptüs ormanları ve çam ağaçları ile koruma alanı ve kumlu / ince çakıllı sahil üzerinde bulunmaktadır. Aynı zamanda, uluslararası standartlara uygun birçok modern golf sahaları ile Belek bir golf cennetidir ve bölgenin tarihi güzelliklerini görmek için en iyi başlangıç noktalarından biridir. Kasım 2004 yılında bölgede açılan Kilise, Sinagog ve Cami üçlüsünün buluşturulduğu 'Dinler Bahçesi' Belconti Resort Otel'e yakın mesafede bulunmaktadır. Tesisimiz 98.000 m2 alana kurulu ve denize "0" geniş bitki örtüsüne sahip, yeşilliklerle çevrili ve Çevre bilinci ile tanzim edilmiştir

23:28 - Çarşamba, Mayıse 4, 2008 - {1} -
evime daha yakın olan ve çocukların tercih ettiği kum olan plajlarda burası işte.
Lara Plajı Antalya'nın 12 km. doğusundadır. Kumu gayet ince olup çam ormanları ile kaplıdır. Halka açık plajları, yiyecek ve içecek ihtiyacını karşılayacak gazinoları ve soyunma kabinleri vardır.
Resim, 2006 yazında Lara Plajı'nda düzenlenen, 'Uluslararası Kum Heykel Sergisi'de çekilmiştir.
Antalya'nın Lara Plajı'ndaki 8 bin metrekarelik alanda bir aydır 10 ülkeden 22 heykeltıraş ve 28 kum sanatçısının yaptığı 'Uluslararası Kum Heykel Sergisi', önceki akşam saat 22.00'de ışıklı gösterilerle halkın beğenisine sunuldu
Antalya'nın Lara Plajı'ndaki 8 bin metrekarelik alanda bir aydır 10 ülkeden 22 heykeltıraş ve 28 kum sanatçısının yaptığı 'Uluslararası Kum Heykel Sergisi', önceki akşam saat 22.00'de ışıklı gösterilerle halkın beğenisine sunuldu. Yaz ayları boyunca 200 bin kişinin ziyaret etmesi beklenen Türkiye'nin bu ilk uluslararası kum heykel sergideki heykeller, ilk günden büyük ilgi gördü. Boyları 5 metreyi bulan heykelleri yakından inceleyen yerli ve yabancı turistler, bol bol fotoğraflarını çekti. Türkiye'nin çeşitli bölgelerinden getirilen 10 bin ton nehir kumundan yapılan sergide 'Nasrettin Hoca', 'Nemrut Efsanesi', 'Ferhat ile Şirin', 'Nuh'un Gemisi', 'Peri Bacaları' gibi temalı 100'ün üzerinde heykel var.


08:13 - Çarşamba, Mayıse 4, 2008 - {yok} -
buyaz ben istanbul hayalleri kurarken çocuklarım antalyada kalmayı planlıyorlar.arkadşlarıyla kurslara gideceklermş.ata futbol kursuna önmüzdeki hafta başlıyor hazal hanımdaha kararsız.madem durum bu bende sizlere bu güzellikleri biraz daha anlatayım dedim.
işte size konyaaltı plajı.....

KONYAALTI'NIN TARİHİ
Bugün Konyaaltı olarak adlandırılan bölgenin, yakın tarihimize kadar, Antalya'nın falezler üzerinde yer almasından dolayı KOYALTI biçiminde anıldığı ve halk dilinde söylene söylene Konyaaltı'na dönüştüğü belirtilmektedir.
Konyaaltı, Anadolu Uygarlıkları yerleşim haritasına göre, LİKYA sınırları içinde yer almaktadır. Likya, Pamphilya ile sınırdır. M.Ö. 30 yıl öncesine kadar uzandığı bilinen Likya uygarlığının, Konyaaltı bölgesinde yer alan kentinin adı ise OLBİA'dır.
Olbia ile ilgili olarak, Akdeniz Üniversitesi Arkeoloji bölümü, bir süredir araştırma kazıları yapmaktadır. Bu çalışmalara katılan Doç. Dr. Nevzat Çevik, Olbia'nın varlığını şöyle anlatmaktadır:"Arapsuyu'ndan Boğa Çayı'na kadar çok geniş bir alanda günümüze ulaşabilmiş kalıntılar,
'Güçlü bir kale'den bahseden antik kaynakları doğrularken, yeri hep tartışılagelen Olbia'nın, merkez Deliktaş olmak üzere, Arapsuyu ağzında ve çevresinde kurulu olduğunu ortaya koymuştur. 2,70 m. kalınlığındaki erken sur duvarları kalıntıları ve rıhtım blokları, Olbia'nın deniz taşıtlarının yanaşabildiği bir kıyı yerleşimi olduğunu göstermektedir. Termesos'da yaşayan Solymler'in ticaret ve ulaşım amacıyla deniz kıyısına kurdukları küçük bir yerleşimdir. Ancak bu yerleşim bir 'demos' un da üstünde özellikler göstermektedir. Hatta, İmhoof-Blumer, 'İÖ. 5.yy'da yapılmış bazı Likya sikkelerinin Olbia'ya ait olabileceğini ' bile öne sürer.""...Termessos'un güney komşusu Olbia Pampilia'da beşinci kenttir.' diye kaydeden Hierokles'den, Strabon'a kadarki antik kaynaklar birbirleriyle ve bizim saptadığımız kalıntılarla karşılaştırıldığında, Olbia'nın Akdeniz coğrafyasındaki yerini, bugünkü Arapsuyu olarak iyice belirgenleştirir...."
Doç. Dr. Nevzat Çelik, Bugün kaleiçi olarak adlandırılan Atteleia'nın kuruluşunda Olbia'lıların rol oynadığından söz etmektedir: "... Atteleia'nın kuruluşu ile, ilk tarihsel anlamda karşımıza çıkan Olbia'nın Atteleia kurulmadan çok önce var olduğu kesindir. Çünkü Atteleia'yı, II Attalos (İÖ. 159-138) bir kısım Olbia'lılarla birlikte kurmuştur. Bu anlamda, Atteleia Solymler'in yani Olbia'lıların kenti sayılabilir.
Apameia barış andlaşmasıyla, Bergama kırallığı adına Pamphilia'ya sahip olan II.Attalos'un, Olbia varken hemen yanında yeni bir liman kenti kurmak istemesinin nedeni, Antik Olbia coğrafyasında gizlidir: 60'lı yılların başlarında yapılan bazı araştırmalarda saptanan " rıhtım blokları", güçlü surlarla korunmuş Deliktaş'ın batısından denizin içeri girdiğini ve gemilerin sığındıklarını göstermektedir. Anlaşılan bu açıklık denizden yürüyen kumlar ve Arapsuyu'nun alüvyonları ile dolmuş ve zamanla kullanılmaz hale gelmiştir. İşte, Attalos'un yeni bir yer arayışındaki nedenlerden biride budur.
Ve kurmak istediği kentte aradığı özelliklerin tümüne, doğal korunaklı Atteleia sahiptir..
Olbia'nın denizine açılmak isteyen Solymler'e yurtluk ettiği açıktır. Bu yurt, tam anlamında bir kent olmamakla birlikte, Likya'da Cadrama adıyla bir koloniye sahip olacak denlide güçlüdür. Ancak Attalos'la birlik olup ayrılan Olbia'lıların eksilmesi ve yeni kentin etkisiyle İÖ. 2. yy'ın ortalarından itibaren OLBİA önemini yitirmeye başlar. Ancak Bizans çağındada yerleşim olduğu bellidir..." Doç. Dr. Nevzat Çevik araştırmaları sonucu bulabildikleri kalıntıların yerlerinide şöyle belirtmektedir:"...Pamphilia körfezinin, Antalya'nın güney batısında Likya'ya dönmeye yüz tuttuğu köşede, Deliktaş(Konyaaltı koruluğu yanında) ve Arapsuyu arasında yoğunlaşan kalıntılar, kuzeyde Akdeniz Üniversitesi kampüsü, batıda ise Boğaçaya kadar yayılan alana dağılmıştır. Kalıntılar, Konyaaltındaki doğu yanındaki burunda başlar. Denizden yüksekliği 9,8 m olan tepeciğin doğu ve kuzey yanlarından teraslar iner. Bunun üst terası boyunca ana kayaya açılan yapı tabanları izlenir. Tepenin güney dik yüzünde, yarı bağımsız duran kaya kütlesi içindeki doğoal oyuk odasına, üst terastan bir kısmı basamaklı kaya yoluyla inilir. Yolun bir duvarla gizlenip korunduğu, yol boyunca açılan duvar yuvasından anlaşılmaktadır... Geniş açıklığından tüm denizin görülebildiği yapı bir bekçi odası olmalıdır..." "...Üstünde önemli yapılar olduğu anlaşılan bu tepenin yaklaşık 100 m kuzeyindeki daha yüksek falezin ucunda ve KB-GD doğrultularında sur duvarları kalıntıları saptanmıştır. Bu araştırmalar sonucunda, bölgede İÖ. 5-4 yy'da örnekleri görülen Kiremit mezarlara rastlanmıştır

işte sizler için hazırladığım konyaaltı manzaraları,gerçi benim evimden hergün denize gitmek için oldukça uzak ama nasıl bir manzara ....doyumsuz değil mi?
07:57 - Çarşamba, Mayıse 4, 2008 - {1} -
|
Titreyengöl 3000 m2'lik bir alana sahiptir. 22 tesis ve 18.000 yatak kapasitesini içerisinde bulunduran Titreyengöl, içinde karabataktan Pekin Ördeğine kadar çok sayıda kuşu barındırmaktadır. Titreyngöl'ün ise ilginç bir hikayesi vardır. Rivayet göre, gölün kenarında yaşayan ve kuşları besleyen yaşlı bir balıkçı oturmaktadır.
Kuşlar yaşlı balıkçıyı gölün kenarında gördüklerinde kanatlarını çırparak ona doğru gelirdi. Bir gün bu gölde avlanan avcılar su üstündeki ördekleri vurur. Yaşlı balıkçı bunun karşısında avcıların üzerine yürür ve onları avlanmaktan vazgeçirmeye çalışır. Avcılar yaşlı adamı iter ve su üstündeki vurdukları ördekleri almaya çalışır. Bu sırada diğer ördekler hep birlikte havalanarak kanatlarıyla bir hortum oluşturur ve avcıları kaçırırlar. Bu olaydan sonra göl hep titremeye başlar. Bu titremeye yöre halkı, kuşlar yaşlı balıkçıya ağlıyor diye yorum yaparlar. |
|
| |